Başarısız proje örneği Panama Kanalı

Konca Peyzaj - Uygulama ve Proje

panama kanalı haritadaki yeri

ÖZET

Hayal edilen ve gerçekleştirilmek istenen bir proje, dünya üzerinde nerede olursa olsun her zaman başarılı bir şekilde sonuçlandırılmak istenir. Bir projenin başarılı bir şekilde sonuçlandırılması ise planlamasının, maliyet hesaplarının ve projenin yapım sürecinde karşılaşılabilecek her türlü aksaklıkların iyi bir şekilde hesaplanıp bu verilere göre bir proje sürecinin ve koşullarının belirlenmesiyle gerçekleşir. Panama Kanalı projesi her ne kadar mühendislik alanında bir devrim olarak kabul edilse de projenin uzun süren yapım aşamasında karşılaşılabilecek durumlar iyi olarak saptanmadığı için birçok başarısızlık örneği vardır. Yapım sırasında tahmin edilemeyecek veya beklenmeyen durumlarla karşılaşılabilir ancak bunların planlamayı bozmaması ya da bozulsa bile bir süre sonra tekrar plana yetişilmesi gerekir. Bazı geri döndürülemeyecek durumlar da vardır ki bunlar projenin başarısızlığını kaçınılmaz hale getirir. Panama Kanalı projesi sürecinde 20 bin üzerinde insan hayatını kaybetmiş, projenin ilk yüklenici firması iflas etmiş ve proje çok uzun bir zaman dilimi sonrasında tamamlanabilmiştir.

1. Proje öncesi bölgenin durumu ve projeye gereksinim

New York’tan San Francisco’ya gidecek olan bir geminin, Horn Burnu’nu dolaşılmak zorunda olduğu için 22.500 km yol gitmesi gerekiyordu. Panama’da bir kanal yapımı fikri 1500’lü yıllardan beri süregelmektedir ancak hiç kimse bu proje için bir adım atmamıştır. Her ne kadar 19. Yüzyılda sömürgelerini arttırmak ve yeni menfaat bölgeleri ele geçirmek isteyen Fransa, 1879 yılında böyle bir projeyi gerçekleştirmek istemiş olsa da 22.500 km olan yolu yaklaşık 13.000 km azaltarak yük gemileri için büyük bir kolaylık sağlamasıyla ticaret ve taşımacılık alanında önemli bir yer tutar. Ayrıca bu kanal Panama halkının refah düzeyini arttıracak ve ekonomisine önemli bir derecede katkıda bulunacaktır.

başarısız proje örneği panama kanalı

2. Proje başlangıcı ve ilk yapım dönemi

Panama kanalı projesini daha önce Süveyş kanalı projesini 10 yıl erken bitirme başarısını göstermiş olan ve bu işi dünya kapsamında bir şirket olarak yürütmek isteyen Ferdinand de Lesseps almıştır ve 1881 yılında kazı çalışmalarına başlamıştır. Mühendis olmamasına rağmen proje müdürü De Lesseps olarak belirlenmiştir. Olumsuzluklar bu ekibi daha işe başlamadan yakalamıştır. 1876-1877 yıllarında keşif gezisi için gönderilen 18 mühendisten sadece 5’i geriye dönebildi. Heyetin, alavere havuzlu bir kanal projesi kabul edildi. 1880′ de Leseps, Okyanuslar arası Panama Kanalı Evrensel Şirketi’ni kurdu. Şirketin sermayesi 300 milyonluk hisse senedinden oluşuyordu. Tasarruf sahiplerinin binlerce ve binlerce hayali, paralarıyla birlikte Panama’ya uçtu. Yapılan incelemelerde kanalın bağlanacağı suni bir göl olan Gatun Gölü’nün deniz yüksekliğinin yukarısında olduğu saptanmıştır. Gemilerin bu yükseklik farkını aşarak yoluna devam etmesini sağlamak büyük bir mühendislik çalışması gerektirmiştir. Bu görevi kanal üzerinde asansör görevi gören havuzlar sağlar. Bir gemi bu havuza ulaştıktan sonra su geçişini sağlayan kapılar kapanır ve alt kapakçıklar açılarak fizik kurallarına göre suyun diğer havuzla aynı seviyeye gelmesi beklenir. Daha sonra kapılar açılır ve gemi yoluna devam eder. Bir gemi bu işlemi 3 sefer yukarıya doğru ve 3 sefer aşağıya doğru olmak üzere toplam 6 kez tekrarlar. Böyle bir sistemin inşaatı bekleneceği gibi çok zorlu olacaktır. Dönemin teknoloji ve şartları da düşünülecek olursa bu projeyi başarılı bir şekilde tamamlamak isteyen bir yüklenicinin çok kapsamlı bir planlama yapması gerekirdi.

Kanal yapımının ilk yıllarında organizasyon eksiklikleri ve kazım sonucunda ortaya çıkan atıkları nakledecek araç bulunmaması sonucu ilk ciddi sorunlar oluşmaya başlamıştır. Bütün bunların yanında ortaya çıkan toprak kaymaları ile büyük zorluklarla karşılaşılmıştır. Toprak kaymalarının engellenmesi için kanalın belli bölgelerinde kazı derinliği azaltılmak zorunda kalınmıştır. Kanalın insan eli ile yapılıyor olması ve kazım sürecinde büyük kayalıklarla karşılaşılması da projenin yürümesini önemli bir ölçüde yavaşlatmıştır. İnsanlar, vahşi ormanın tuzağına, kaldırılacak taş toprak yığınlarının, kaya blokların ortasına düştüler. Yazın, kavurucu güneşin ya da Haziran’dan Eylül’ e kadar tufan gibi yağan yağmurun altında günler geçti. Bu sorunlarla birlikte baş gösteren sıtma ve sarıhumma gibi tropik hastalıklardan dolayı birçok insan hayatını kaybetti. Dolayısıyla bu projeyi üstlenmiş olan Fransız firmasının bu projeyi çok fazla sürdüremeyeceği anlaşıldı. Fransız firması 1894 yılına kadar projeyi tek başına sürdürebildi ve iflas etti. Bu tarihten sonra Amerika Birleşik Devletleri ile işbirliği halinde proje sürdürüldü ancak mali sıkıntılar ve siyasi sorunlardan dolayı bu süreç de 1904 yılına kadar sürebildi.

3. Projenin Amerika Birleşik Devletleri tarafından devralınması ve ikinci yapım dönemi

1904 yılında Fransa, panama demiryolları ile kanal üzerindeki tüm haklarını Amerika Birleşik Devletleri’ne sattı. Fransız firmasından geriye hemen hemen hiç ilerleyememiş bir proje ve harabeye dönmüş bir inşaat kaldı. Tüm zorluklara rağmen Amerika Birleşik Devletleri inşaata devam etti. ABD ve Panama, ilk defa 1903 yılında Hay-Bunay-Varilla Antlaşmasıyla bölgenin kurulmasına karar verdiler. Bu antlaşmaya göre, ABD, Kanal Bölgesinin 8 kilometrelik bir alanını daimi olarak kontrolüne alıyordu. Buna karşılık Panamanın bağımsızlığını garanti altına alacaktı. Ayrıca Panamaya 10 milyon dolar ödeyecek ve 250 milyonluk bir tahsisat ayıracaktı. Panama Kanalı bölgesi kanalın her iki kenarından 8 km içeriye girmiş durumuyla, yaklaşık olarak 16 km. genişliğindedir. Kanal Bölgesinin, Panama Kanalı ve geçidi boyunca devam eden uzunluğu ise 64km civarındadır. Bölgenin yüzölçümü yaklaşık 1432 kilometrekaredir. Bölgede tropikal iklim hüküm sürer. Ocak ayından mayıs ayına kadar kurak ve mayıs ayından aralık ayına kadar yağışlı geçer. Yıllık yağış ortalaması Atlantik Kıyılarında 3308 mm ve Pasifik kıyılarında 1730mm’dir. Ortalama hava sıcaklığı 23 ilâ 32°C arasında değişir. Yaklaşık olarak 55.000 nüfuslu bir bölgedir. Bunun üçte ikisi Amerikalıdır. Nüfusun 45.000’ine yakın bir bölümü sivil, geri kalanı ise Amerika Birleşik Devletleri ordusunda, Kanal Bölgesi Hükümetinde veya Panama Kanal Şirketinde çalışır. Kanal Bölgesinin başlıca kasabaları Cristobal, Balboa ve Ancondur. Görüldüğü gibi Amerika Birleşik Devletleri bölgeye Fransızlardan daha hakim durumdaydılar ve bu projeyi daha başarılı bir şekilde sürdürebileceklerine inanıyorlardı.
Amerika Birleşik Devletleri projenin geçmişinden de alınan birçok ders ile projeye daha profesyonelce bakıp önce bölgedeki olumsuzlukları ortadan kaldırmaya çalışmakla işe başladılar. Amerikalılar öncelikle bölgede bulunan bataklıklara bol bol petrol dökerek sıtma ve sarıhumma hastalıklarında azalma olmasını sağladılar. Amerika Birleşik Devletleri yönetiminde yaklaşık 50 bin işçi panama kanalını bitirebilmek için çalıştı ve bu işçilerin büyük bir kısmını zenciler oluşturuyordu. Bunların yanında atıkların atılması için 4000 vagon ve 160 lokomotif kanal boyunca kurulan demir yolu vasıtası ile çalışmıştır. Bütün bu uğraşlar sonunda Panama Kanalı projesi 3 Ağustos 1914’de bir açık deniz gemisinin deneme geçişine başlamasıyla tamamlanmıştır.

4. Kanalın önemi ve kuruluşundan bu yana durumu

Panama kanalı dünya denizciliğinin %5’lik bir kısmını kapsamaktadır. Kanalın en önemli özelliklerinden bir diğeri de kendine yetebilmesidir. Kanal elektriğini Gaton gölü üzerinde bulunan barajdan sağlar. Gemilerin havuzlarda indirilip kaldırılması işleminde ise kuvvet harcanmayarak su seviyesinin 2 havuz arasındaki kapakçıkların açılması sonucu eşitlenmesiyle gemiler aşağı ve yukarı hareket ettirilir. Kanal ve göl üzerine her gün yağan tropik yağmurlar sayesinde ise kanal suyu tazeliğini korur. Eğer tropik yağmurlar yağmıyor olmasaydı, panama kanalı da olmayabilirdi. Günümüze kadar her boyutta gemi kanaldan rahatlıkla geçmiştir. Son zamanlarda Çin ihracatının ciddi bir şekilde artması ve yük gemilerinin büyüklüğünün hemen hemen 2 katına çıkması kanalın genişletilme ihtiyaçlarını doğurmaya başlamıştır. Kanalın ek olarak birkaç genel özelliğini maddeler halinde özetleyecek olursak:

• 77 kilometre uzunluğunda ve yaklaşık 90 metre genişliğindeki kanal, Büyük Okyanus ile Atlas Okyanusu’nu birbirine bağlıyor.
• Kanalın kademeli havuz sisteminden her gün ortalama 40 gemi geçiyor.
• Normal konteynerlerin iki katı kadar yük taşıyabilen yeni gemiler de kanaldan geçemeyecek kadar büyük olduğundan alternatif ticaret yolları önem kazanıyor.
• Panama Kanalı’nın işletmesi, uzun tartışmalar ardından 1999’da Panama hükümetine devredildi.

panama kanalı asansör sistemi

5. Sonuç

Panama Kanalı dünya ticaretinde çok önemli bir yer tutmaktadır ve yapı olarak bakıldığında bir mühendislik harikası olarak gözükmektedir. Ancak planlama aşamasında o kadar çok ayrıntı atlanmış ki bunca ölüm, sorunlar ve hatta yüklenici firmanın iflasına kadar durum ilerleyebilmiş. Bu durum da projenin önemli derecede başarısız olmasını sağlamıştır. Bu başarısızlığın başlıca sebeplerinden biri de sivrisineklerdir. Burada yüklenici firmanın işçilerin sağlığını biraz göz ardı ettiği düşünülebilir çünkü kanalın yapılmasındaki asıl amacın hizmet değil de sömürge krallığının genişletilmesi olduğunu ve çalışanların büyük bir çoğunluğunun zenci yani o zamanlar köle gözüyle bakılan insanlar olduğunu göz önünde bulundurursak sağlık açısından ciddi açıklar bırakıldığı sonucuna varabiliriz. Bu nedenle bu şartlar altında insanlar daha fazla dayanamamış ve ölümden kurtulanların bir kısmı da kaçmıştır. Bunun yanında toprak kayması olayları da ciddi mal ve can kaybına yol açmıştır ve proje aşamasında yapılan hesaplarda toprak kayması olasılığının hiç ele alınmamış olması da dikkat çekiyor. Panama kanalı 77 kilometre uzunluğundadır ve insan eliyle yapılmıştır. Kazım çalışmalarında ise hesapta olmayan bir çok büyük kaya ile karşılaşılmıştır. Günümüzde bile kırma aşaması belli bir zaman kaybettiren bu tip kayalar o zamanın şartlarında önemli bir derecede projeyi yavaşlatmıştır. Kazım çalışmaları sonucunda biriken atıkların da nakliyesi yetersiz araçtan dolayı çok yavaş ilerlemiştir. Panama kanalı projesinden çıkarılabilecek en önemli sonuçlardan biri de bir proje ne kadar büyük olursa olsun ve ne kadar ilerde toplum için faydalı olacaksa olsun, iyi bir maliyet ve zaman planlamasının yapılması gerekir. Bu planlamalar ise yeterli bir inceleme ve her ihtimalin göz önünde bulundurulmasıyla ortaya çıkar. Gözden kaçırılabilecek en ufak bir ayrıntı bile bir projenin hüsranla sonuçlanmasına sebep olabilir. Panama Kanalı projesi bir şekilde yürütülmüş ve tamamlanmış. Projenin büyüklüğü tartışılamaz ancak yapı işletmesi açısından bakılacak olursa Panama Kanalı projesi başarısızdır.

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.